Ali Koç sonunda açıkladı! Emre Belözoğlu, transferler ve harcama limiti

ali-koc-sonunda-acikladi-emre-belozoglu-transferler-ve-harcama-limiti

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, sarı lacivertli ekibin harcama limiti engelini nasıl aştığını, Emre Belözoğlu’nun transferlerdeki etkisini ve yeni görevinin neden açıklanmadığını, Erol Bulut’un kendisiyle yaptığı görüşmeyi ve soru işaretiyle dolu her şeyi açıkladı.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, spor medyasının müdürleri ve yazarları ile bir araya geldi. Sarı lacivertlilerin transfer dönemindeki etkinliğinden, kulübün son durumuna kadar birçok önemli açıklama yapan Ali Koç, çok konuşulacak sözler sarfetti.

Transferleri ortak akılla yaptıklarını söyleyen Başkan Ali Koç, Takım Harcama Limitleri konusuna değinirken medyada sarı lacivertlilerin kollandığı algısı yaratılmak istendiğini söyledi. Emre Belözoğlu’nun resmi olarak görevinin neden duyurulmadığı konusuna açıklık getiren Ali Koç, “Bir sıkıntı, sorun yok. 1-2 hafta içinde açıklanacak” dedi.

Rakiplerin sataşmalarından, taraftarların eleştirilerine kadar geniş yelpazeli bir sohbette yer alan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, takımın kasım ayı ortalarına doğru oturacağını ve taraftarların sabırlı olması gerektiğini söyledi.

İşte Ali Koç’un açıklamalarından öne çıkanlar:

“İlk olarak transferleri değerlendiren Başkan Ali Koç, “Transferleri Ali Koç yapmadı. Fenerbahçe Spor Kulübü yaptı. Ortak bir aklın ürünü olarak yaptık. Limit konusunu açıklayalım. Limit konusunu nasıl yönettiğimizi açıklamadan önce şunu söylemekte fayda var, her sezon yaygara… İşte ‘Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaklar’, ‘Fenerbahçe’nin MHK’sı’, Federasyon Başkanı kim olursa olsun ‘Fenerbahçe’yi kollayan federasyon başkanı’, ‘Fenerbahçeli medya var gücüyle çalışıp Fenerbahçe’yi şampiyon yapacak’ gibi bir sürü yakıştırmalar…”

“Bazen sezon ortasında, geçen sezonki ‘Zorlu’ olayı gibi. Bunu devamlı gündemde tutmaları vs. söz konusu Fenerbahçe olunca hep bir algı yanıltması var. Bu seneki de işte ‘Limitleri aştı, kuralları çiğnedi, kuralları dinlemedi Fenerbahçe’ benzetmeleri var. Dolayısıyla her sene bunları yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz. Fenerbahçe söz konusuysa bu algı yöntemleri bayat bir yemek gibi önümüze konuyor. Bilerek ya da bilmeyerek buna alet olan medya mensupları oluyor. Ben bunu büyük bir saçmalık ve haksızlık olarak görüyorum. Yurtdışından Türkiye’yi takip eden birine ‘Şöyle şöyle laflar bir takım için edildi’,  hangi takım için edildi deseniz, Fenerbahçe der, sezon başı der.”

“BELKİ DE ŞAMPİYONLUĞA MANİ OLDU”

“Limitlerle ilgili noldu? Geçen sezon devre arasında bizim bazı ihtiyaçlarımızı karşılamak için transfer yapmak istedik. En önemli eksiğimiz de hepinizin haklı olarak değindiği sol bekteki zaafımızdı. Bunu yapmak için çok uğraştık, çok gittik geldik. Bazı bankalarla ötelemeler yaptık. Lisans kurulu ve federasyona yeni çözüm önerileri sunduk. Her ne hikmetse standart dışı, birbirinden çelişkili argümanlarla bizim limitimiz transfer yapmamıza mümkün kılınmadı. Sadık’ın fedakarlığıyla Simon Falette’i anca alabilmiştik. Sol bek ihtiyacımızı karşılayamadık. Belki de şampiyonluğa mani oldu. Şunu hatırlatmak isterim, geçen sezon 20. haftada şampiyonluğun en büyük favorisi Fenerbahçe’ydi. Ondan sonra kabus gibi 7 haftalık süreç yaşadık.”

“GERÇEKÇİ LİMİTLER DEĞİLDİ”

“Limitlere gelince… Limitler kesinlikle olmalı. Fenerbahçe Spor Kulübü, yerel FFP’nin ülkemizde yerleştirilmesi, kulüplerin disipline edilmesini, yöneticilerin sorumlu tutulması fikrine katılıyor. Uluslararası FFP ne yazık ki ülkemizde istenilen neticeleri vermedi hatta tam tersi sonuçlara sebebiyet verdi. UEFA da bu işin içinden çıkamaz oldu. Son olarak ‘Gidin kendi kendinizi düzeltin’ dedi ve bu bağlamda yerel FFP oluşturuldu. Bu mevzuatın oluşturulmasında en büyük katkıyı Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüpleri vermiştir. 2-3 senedir profesyonellerimizin kendi inisiyatifiyle La Liga’yı izlemeleri, analiz etmeleri, vaka incelemeleri yapması neticesinde federasyona bir taslak sunuldu.

Ama o taslak hayata geçirildiğinde önerilenle hayata geçirilen arasında çok büyuük bir fark vardı. O başlama noktasıydı. Nasıl VAR yerleştirildi, VAR’ın üstüne her sene yenilikler geliyor. Bu da Allah’ın emri, bir kere kondu bir daha değişmez diye bir şey yok. Yaşadıkça, gördükçe düzeltilmesi, uygulanabilir olması, sorunlara çözüm olması, gerçekçi olması gereken bir sistem olması gerekiyor. Biz bu sistemin sürdürülebilir olmadığını anlatmıştık. Niye sürdürülebilir değil? Bankalar Birliği’yle yapılan anlaşmada ana para ödemeleri limitlerin belirlenmesine en büyük etki yapan unsur. Biz geçen sene yapılandırma yapamadığımız için bizim limitlerimiz düşük çıktı. Ana parayı öteleyenler hesaba katılmadığı için onlarınki farklı çıktı. Gerçekçi limitler değildi. Federasyona ‘Ana para ödemeleri geldiği zamanda ne yapacaksınız? Bu limitlerin hepsi eksi çıkacak. Eksi limit olmayacağına göre ne yapacaksınız?’ diye. ‘Oraya geldiğimiz zaman bakacağız’ cevabı almıştık geçen kış.”

FENERBAHÇE’NİN LİMİTİ NASIL YÜKSELDİ?

“Fenerbahçe’nin limiti düşük çıkınca çok güzel, kimse ses çıkarmıyor. Ama Fenerbahçe 2 sene içinde bütçesini 92’den 60’lara indirmesi, maaş bordrosunda sadece 1 futbolcunun 3 milyon Euro üstünde alması geri kalan herkesin geçmişe nazaran çok daha düşük maaş alması, Fenerbahçe’nin bir kısım borçlarını indirmesi, Fenerbahçe’nin bankalarla yaptığı anlaşma çerçevesinde 561 milyon TL’lik bu sene ödenmesi gereken ana paranın Ekim 2021’e ötelemesinden sonra Fenerbahçe’nin limiti yükseldi. Fenerbahçe 22 milyon Euro’luk satış yaptı. Bunla beraber 8-9 milyon Euro artıda bitirdik. Kadromuzdan ayrılan çok yüksek maaşlı oyuncularla birlikte TFF kuralları ve Lisans Kurulu regülasyonlara bakış açısıyla Fenerbahçe limitini hak ettiği şekilde hem yükseltti hem de en iyi şekilde en iyi şekilde dolduracak transferler yaptı. Fenerbahçe’nin limiti düşük ise her şey süt liman, Fenerbahçe’nin yaptığı doğru hamleler sonrasında limit olması gereken yere gelince insanların hop oturup hop oturması kamuoyunu aptal yerine koymak olarak görüyoruz.”

“MECBUR KALDIKÇA KAVGA ETMEMEYE ÇALIŞIYORUZ”

“Bu iddiaları, söylemleri ciddiye alırsanız aslında ağır ithamlar var. Biz de arkadaşlarla istişare ediyoruz. Cevap versen bir türlü vermesen bir türlü. Biz vermemeyi, bu konuları çok fazla ciddiye almamayı seçiyoruz. Bu ithamlarda sürecin içindeki her merciiye suçlamalar var çünkü. Sayın başkanı da anlıyorum. Kendi içinde bulundukları iç dinamikler, bunların yarattığı baskı çerçevesinde bunları söyleme ihtiyacında hissediyor, anlayışla karşılıyoruz. Cevap vermemeyi de şundan tercih ediyoruz. Kulüpler Birliği’ne gideceğiz. O kadar sorun var ki aşmamız gereken. Vergiler, stopajlar, PCR testleri vs. kavga içinde çıkarlarımız için ortak noktayı yakalayamayız. Mecbur kalmadığımız müddetçe kavga etmemeye çalışıyoruz.”

“AKILLICA TRANSFERLER YAPTIK”

“Limitler yanlış da anlaşılıyor. Biz aslında bu sene %15’le 177 milyon çıkan limitimizi gördüğümüzde ister istemez isyan ettik. Benim elimdeki oyuncuları bile bu limite sokmam mümkün değil. Mülkiyet hakkına zarar verecek bir yaklaşımdı. Biz bu düzelmezse diye Anayasa Mahkemesi’ne başvurumuzu yaptık. İç süreçleri tüketip ondan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne… Bu konuda son durak tahkim değil. X takıma bir limit çıkıyor diyelim ki 500 milyon. Bu limit transfer harcaması için değil. Bütün A.Ş. Altındaki futbolcusundan çimcisine, teknik direktöründen çaycısına, bizim özelimizde Fenerium da A.Ş.’nin altında olduğu için bütün bu maaş yükünün içine sığacağı bir rakam. Sizin zaten mevcut maaş yükünüz halihazırda bu rakamı aşmaya yakınsa sizin zaten manevra alanınız kalmıyor. İstediğiniz kadar paranız olsun.

Dolayısıyla artık futbolcu ve teknik heyetin aldığı maaşlar günün gerçeklerine uygun olması gerekiyor. Bazı kulüplerin elinde 3-4 milyon Euro alan futbolcular olduğu için onların manevra alanı bize nazaran daha kısıtlı. 90 küsurlardan 60’lara geldik. Hedef 35-40 milyon Euro’lar… 2-3 sene içerisinde. Mecbursunuz yoksa yapılandırmaya uymanız mümkün değildi. Bizim özelimizde Galatasaray’a göre çok daha düşük, Beşiktaş’la aynı civarlarda… Toplam yükümüze baktığımız zaman bizim yeni transfer yapılabilecek, hem borçların ötelenmesi hem yaptığımız satışlarla birlikte manevra alanımız bu sene daha geniş diğer kulüplere göre. Biz de akıllıca transferler yaptığımızı düşünüyoruz limitler çerçevesinde.”

“KASIM AYINA DOĞRU TAKIM OTURACAKTIR”

“Hocamız da söyledi, ‘Bizi şampiyon ilan etmeleri bizi rahatsız ediyor’ diye. Biz çok transfer, iyi transfer yapmış olabiliriz ama transfer yapmak önemli değil, takım olmak önemli. Takım olmak da bir süre alacaktır. Peşinen Fenerbahçe’yi yapanlar, şampiyon olursak ‘Ben demedim mi’ diyecekler. İlk tökezlememizde de yerden yere vuracaklar. Puan kayıpları devam edecektir. Hocamızın bize söylediği kasım ayının ortalarına doğru bu takım, sistem oturacaktır. Taraftardan da bu zamana kadar anlayışlı olmalarını istiyorum. Puan kayıpları erken haftalarda illa olacaktır. Önemli olan aile havası yakalamaktır. Bu sene ‘Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz’ ruhunu geçmiş yıllara nazaran daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum. İyi yolda olduğumuzu düşünüyorum. 2 senede yaşamadığımız çekmediğimiz çile kalmadı. Şimdi mutlu olmamız lazım. Şampiyonluk yaşama zamanı. Bu sene diğer 2 seneye göre daha şanslı olduğumuzu düşünüyorum.”

“BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN EMRE’NİN…”

“Emre Belözoğlu’nun mukavalesi gönüldendir Fenerbahçe’ye. Burada futbolcu olarak hizmet ettiği sürece elinden gelenin en iyisini yapmıştır. İstenmediği zaman gitmiştir, istendiği zaman gelmiştir. Geçen sene kayıp bir sezondu. Ondan sonra hocamızla yollarımızı ayırdık, pandemi süreci girdi. O sürede Emre hem kaptan, hem sporcu hem de sportif direktör gibi takımın başındaydı. Bu sene hocamızla birlikte ilgili yöneticilerimizle birlikte futbol aklı oluşturduk. Bazı transferler hocanın olmazsa olmazlarıydı, bazılarını Emre önerdi bazıları ise ortak akıl ürünü oldu. Beni en çok etkileyen Emre’nin 3-4 lisanı konuşup, oynadığı dönemki futbolcu arkadaşlarıyla halen devam eden network’ü. Birçoğu Avrupa’nın önemli kulüplerinde görev alıyor. Mesela Samatta’nın ödeme planının taksitlendirilmesi, gelmez dediğimiz oyuncuların gelmesini sağlaması… Emre benden çok finans ekibiyle çalışmıştır. Nakit akışını sağlaması, yaptığı kontratlarda sabitle birlikte performansa dayalı sözleşmeler imzalatması bizi çok etkiledi. Sadece yabancı değil, yerlilerde ciddi mesai harcadı. 15-16 yaşındaki çocukların kulübümüze katılmasını sağladı.”

“SIKINTI YOK 1-2 HAFTA İÇİNDE AÇIKLANACAK”

“Bir takımın başarılı olması için şuradaki uyum çok önemlidir; teknik direktör, sportif direktör ve takım menajeri. Fenerbahçe olunca ne oluyor? Erol Bulut, Emre Belözoğlu ve Volkan Ballı. Bu kişiler bu operasyonun temel kolonlarıdır. Emre’nin alacağı görev 5 aşağı 5 yukarı bellidir. Bir yoğunluktan açıklamadık, iki en son yapalım dedik. Tüm transferler bittikten sonra. Hak ettiği şekilde bir lansman olması için aceleye getirmedik. Bir sıkıntı, sorun yok. 1-2 hafta içinde açıklanacak. Yönetim, sportif direktör yaptı yapacağını bundan sonra olay Erol Bulut’ta yaklaşımı doğru değil. Başarı varsa çaycısından futbolcusuna yönetiminden teknik heyetine malzemecisine herkesin payı vardır. Bu bir ekip işidir.”

YAYINCI KURULUŞ VE FEDERASYON

“Bizim de adını koyamadığımız garip bir ilişki var federasyonla yayıncı kuruluş arasında. Özellikle geçmiş federasyonları kast ediyorum. Bunun normali neydi 250 milyon dolar, gerisi de 250 milyon dolara tekabül edecek tutarda TL olacak şekilde 500 milyon dolarlık ihale. İlerleyen süreçte birçok değişiklik yapıldı. Bu değişikliklerin bir tek özelliği var. Her seferinde kulüplerin aleyhine olan değişiklikler. Geçen sene kulüpler federasyonun getirdiği bir öneriyle indirime gitti. Hatırı sayılır indirim yapıldı. %13-%15 arası. Ben şahsen, “Bu anlaşmanın bu sezonluk olduğunu ve önümüzdeki sezonu kapsamadığını net şekilde iletin” dedim federasyon yetkililerine. Federasyon başkanı o an “Şimdi çözelim seneye bakarız” dedi. Sonra öğrendik ki geçen sene yapılan anlaşmanın içinde öyle bir cümle var ki.. 20-21 sezonunda yayıncının vereceği pastanın, görüşülmesi pazarlıkları 19-20 sezonunundan başlayacağını sonradan üzülerek öğrendik.”

“BU DURUMDAN ÇOK RAHATSIZIZ”

“Tabi bu bizlere neden sorulmaz… Kulüpler seneye olmayacağını ifade edin demesine rağmen bu noktaya geldik. İndirimlerle 500 milyon dolardan 400 milyonlara geldik. Bugün istenilenlerle birlikte toplam 250 milyon dolarlar konuşuluyor. Süper Lig kulüplerinin bunu kabul edebilme lüksü yok. Biz mevcut kontrat şartlarının devam etmesi konusunda ısrarımızı sürdürüyoruz. Yayıncı kuruluş bunun uzağında. Nasıl sonuçlanır bilmiyorum. Bir ödeme yapıldı. Normal şartlarda 140 milyon dolar olması gerekiyor. Ancak yapılan ödeme 365 milyon TL, bugünkü kurla 45 milyon dolar. %30 olmadığını söylediler bize. Pazarlıklar devam ediyor. Fenerbahçe özelinde biz bu durumdan çok rahatsızız. Her seferinde kulüplerin aleyhinde gelişmeler yaşanıyor. Bundan sonraki ihalede kulüplerin dahil olmadığı bir sistemin kabul edilmemesi gerekiyor. Kesintiler %4 değil %20 civarında. Kulüpler bundan çok rahatsız. Stopaj iadeleri kalktı, vergi %20’den %40’a çıkarıldı. Harcamaların %80’i kur ama kuru kimse konuşmuyor. Kombine, loca satamıyoruz. Her şey üst üste geldi. Bunlar kulüplerin en dar boğazda olduğu dönemde geldi.”

“OLMAYACAK DUAYA AMİN DEMEYİZ”

“Milyonlarca Euro’ların olduğu yerde hileyle hurdayla işimiz olmaz. Geçen sezon araba fiyatına transferler yapıldı mı yapılmadı mı? Kimse ağzını açtı mı? Söz konusu Fenerbahçe olunca konuşuluyor. Ne kadar paran olursa olsun limit içinde olmazsan önemi yok. Bizim bilet, kombine, yayın kuruluştan gelen bütün gelirler, bahsettiğimiz rakam aşağı yukarı 300 milyon lira. Bunların hepsi kasaya girmeden bankalara gidiyor. Biz borcumuzu arttırmadan kulübü buraya kadar yüzdürdük. Daha fazla da götürecek imkanımız kalmadı. Yönetim olarak bir fark yaratıyorsak transfer için değil geminin yüzmesi, limana yanaşması için, borcu yükseltmeden, bankalar birliği anlaşması yapamadan gemiyi buraya kadar getirdik. Bizim de Bankalar Birliği ile anlaşmayı yapmamız gerekiyor. Ama gücümüz kalmadı diye olmayacak duaya amin demeyiz.”

BANKALAR BİRLİĞİ ANLAŞMASI

“İlkesel ve mantıklı davrandık, bizim de kaybımız oldu. Parayı almadık, o zamanki kurdan TL’ye dönemedik. Başka kulüpler belki de sürdürülebilir olmadığını bile bile yaptılar. Ama biz imzayı attığımız gün temerrüde düşeceğim bir anlaşmayı imzalayamazdık. Bilhasa %85 ana para ödemesi var. Mümkün değil bunun olması. Bugün geldiğimiz noktada Bankalar Birliği’ne, Ziraat Bankası’na, Lisans Kurulu’na bu sürece çok daha olumlu baktıkları için teşekkür ediyorum. Bu yeni geldiğimiz noktada bizim anlaşabileceğimiz, ortak noktada bir model geliştiriliyor. O yüzdendir ki Bankalar Birliği de ucuna geldiğimiz bu modelin gerçekleşeceğini gördüğü için de bizim 2020-21 sezonuna tekabül edecek ana para ödemelerimizin ertelenmesine müsaade etti. Zaten yapılandırma yaptığınız zaman bu ödemeler öteleniyor. O yüzden iyi bir yolda olduğumuzu düşünüyorum. 4-5 çoklu bankaların olduğu bir konsorsiyum yapısında bir yapılandırma 6-7 hafta daha sürer. Kasım ayı gibi imzalamış oluruz. Şimdilik konuşulan 2 yıl geri ödemesiz ve sonrasında 7 yıla yayılan bir ödeme planı. İmzaladığınız tarihten itibaren geçerli oluyor.”

“HAYALLERİMDEN BİR TANESİ…”

“Biz bu sene gençleri tecrübelilerle donattık. Yaş ortalamamız 26.7 yanılmıyorsam. Sürekli oynayacak olanların biraz daha fazla. Ortalama yaşı 25’lere indirmemiz lazım. 35-40 milyon Euro’lara ineceksek eskisi gibi harcamalar olmayacak. Başka altyapılardan alabileceğimiz gençler de var. Benim hayalim 5-6 sene içerisinde gerçekleşebilecek bir şey. Hayalimden bir tanesi de U11’den A Takımı’na kadar tüm takımların aynı tesiste olması. 15-20 futbol sahasının olduğu, 3-5 takımın aynı anda kamp yapabildiği bir tesisi ben başkanlık süremde gerçekleştirirsem en büyük başarım bu olur. Altınordu da geceden sabaha bu noktada gelmedi.”

“Bu sene yaptığımız transferlerle 2-3 senenin omurgasını kurduk. Her sene 7-8 transfer olamayacağını biliyoruz. Elimizde Ferdi, Altay, İsmail Yüksek, Pelkas, Ademi, Berke gibi satabileceğimiz oyuncular da var. Zaman içinde göreceksiniz ki doğru yoldayız. Her kulübün taraftarı bizim taraftarımıza yaşattıklarımızı kolay kolay hazmedemez. Çok sıkıntılar yaşattık. Bütün uğursuz, şansızlık aleyhteydi. Ama bizi yalnız bırakmadılar.

“KULÜPLERİN SATILMASINA GÖNLÜM EL VERMEZ”

“Bizim kulüplerin 130-160 milyon Euro bütçesi. Bu bütçelerle belki Şampiyonlar Ligi şampiyonu olamazsınız ama Avrupa’nın hatırı sayılır kulüplerinden biri olabilirsiniz. Söylemesi kolay, yapması zor. Dernek yapısı olduğu zaman çok daha farklı. Kasımpaşa, Göztepe, Rize, Başakşehir, Sivas, Karagümrük… zaten A.Ş. sayısı artmaya başladı. 3 büyük kulübün özelinde hitap ettiği kitleler, tarihçesine baktığımız zaman gönlüm el vermiyor ama bizim kulüplerimizin finansal sıkıntılara girmemizin ana nedenlerinden biri dernek yapısıdır. Ben yakın bir dönemde Türkiye’deki kulüplerin çoğunluğunun yabancı yatırımcıya gideceği ortamı göremiyorum. 3 büyük kulübün özelinde söylüyorum. Bir taraftar olarak şu yapının dışındaki yapıya gönlüm el vermez.”

“TÜRKİYE’DE BİR SORUN MU VAR?”

“Biz düne kadar dünyada pandemiyi en iyi yöneten ülkelerden biri olduğumuzla övündük. Ben hala öyle olduğumuzu düşünüyorum. Ama hal böyleyken Avrupa’nın ülkelerinin %10-20-30 bazılarının %50 kapasiteli spor etkinliklerine müsaade etmesi ama bizim hala kapalı kapılar ardında oynamamız şu intibayı yaratıyor. Türkiye’de bir sorun mu var? Bize göre federasyonun verdiği son karar olumlu ama yetersiz. Pandemi koşullarına en güvenli şekilde uyup seyircileri stada alabileceğimiz ortamı sağlayabiliriz. Bu koşullarda ister istemez zenginler maça gidebilir sonucu çıkıyor. Bizim umudumuz %10-20-30 mu olur bilmiyorum ama bir şekilde başlamak. Spor dışında bir eğitim var onun haricinde her şey normale dönmüş durumda. Bana göre %30 gayet makul bir rakam. EuroLeague de enteresan. Biz burada seyircisiz oynuyoruz rakibe gidiyoruz seyircili.

“Almak istediğim şu an ismini vermeyeceğim genç sporcular da var. TFF’de veya Süper Lig’de oynayan. Ya paramız yetmedi ya anlaşamadık. Yabancı bizi bizden çok daha iyi tanıyor. Buradan alıp götürüyor yıldız yapıyor. Altyapıya menajer alacağız. Fenerbahçe altyapısında oynayacaksan bu adamla muhattap olacaksın. Biz Samandıra’ya ne kadar az gidiyorsak işler o kadar iyi gidiyor demektir. Samandıra’nın bir özeli olması lazım.

“ÖMER FARUK’UN SÖZLEŞMESİNİ UZATACAĞIZ”

“Ömer Faruk kendi yaşının en özel yeteneklerinden. Ama dünyada ne yetenekler doğmuştur 15-16’sında çok iyi sonrasında 18-19’unda göremezsin. Ömer’in potansiyeli var, çok iyi bir kariyer planlaması yapması gerekir. Bazı aklını çelmeye çalışanlar oluyor. Kendini çok iyi geliştirmesi gerekiyor. Emre de Erol Hoca da çok önem veriyor kendisine. Diyeceksiniz ki kadro çok kalabalık nasıl oynayacak? Emre de Erol Hoca da bunların planlamasını yapıyor. Sözleşmesi sezon sonunda bitiyor, uzatacağız.