Antiviral ürünler bir aldatmaca mı?

Antiviral ürünler bir aldatmaca mı?
Antiviral ürünler bir aldatmaca mı?

Son zamanlarda özellikle Avrupa’da, koronavirüsten korumayı vaat eden antiviral ürünler piyasaya sürülmeye başlandı. Yakın zamanda bu ürünlerin ülkemizde de satışının yapılacağını öngörerek şimdiden bu harcamanın gereksiz olabileceği konusunda sizi uyarmak istedik.

Kraliçe Elizabeth‘in o ikonik eldivenleri bile salgın nedeniyle değiştirildi. 70 yıldan uzun süredir, İngiliz hükümdarlarının eldivenlerini üreten Cornelia James markası antiviral ürünlerin öncüsü oldu. Bu gösterişli eldivenler, yüz maskelerinde kullanılan, koronavirüsü 30 dakikada öldürdüğü bilinen HeİQ Viroblock adlı bir maddeyle kaplanıyor ve 30 yıkamaya kadar da dayanıklı olduğu söyleniyor. Markanın yaptığı bu atılım sonrası, çanta ve giysi üreticileri de bu stratejiyi benimsemeye başladılar. Avrupa’da antiviral tekstil ürünlerinin stok yapıldığı ve markaların bu talebe yetişemedikleri açıklanıyor.

Ancak antimikrobiyal bir kıyafetle kendinizi tepeden tırnağa giydirmek için acele etmeden önce, şunu göz önünde bulundurmanız akıllıca olacaktır. Bu ürünler sizi gerçekten koruyor mu, yoksa sadece ihtiyacınız olmayan pahalı ürünleri satmak için endişenizi mi kullanıyorlar?

Virüsün yayılımı konusunda belirsizlik

Antiviral ürünlerin masrafa değip değmediğini anlamak için, virüsün nasıl yayıldığını anlamak önemlidir. Ancak bu o kadar net değil. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, koronavirüs bulunan bir yüzeyden direk temasla hastalanan bir kişinin bile belgelenmiş tek vakası yok. Yine de, covid-19′un yayılmasını azaltmak için yüzeylerin dezenfekte edilmesi hakkında birçok öneri sunuluyor.

New Haven Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde halk sağlığı alanında yardımcı doçent olan Alvin Tran, bir yüzeyden belgelenmiş bir bulaşma vakası olmamasının, bunun gerçekleşmediği veya olmayacağı anlamına gelmediğini belirtiyor. İnsanların başkalarından doğrudan temas ile hastalığı kaptığını duyuyor olmamızın nedeni, takibinin daha kolay olması olduğunu söylüyor. Hangi nesneden bulaştığını belirlemek yerine, hangi insandan bulaştığını tespit etmek çok daha kolay.

Harvard Tıp Fakültesi’nde küresel sağlık ve sosyal tıp profesörü Mark Shrime, kapı kolları ve ışık düğmeleri gibi sık kullanılan yüzeylerin dezenfekte edilmesinin ve sık sık el yıkamanın, solunum yolu hastalıklarının bulaşımını azalttığını söylüyor.

Antiviral ürünler gerekli mi?

İki doktorun da yüzeylerin dezenfekte edilmesi konusunda hemfikir olduklarını söyleyebiliriz. Ancak elde yıkama ve yüzeylerin dezenfekte edilmesi gibi basit tekniklerin aksine, piyasaya çıkan bu antiviral ürünlerin test edilmediğini belirtiyorlar. Bu konuda, el yıkamayı normal sabun kullanmaktan daha etkili hale getirmek için üretilen antibakteriyel sabun örneğini kullanıyorlar. Antibakteriyel sabunlar yıllar önce piyasaya sürüldü ve aslında olumsuz etkilere sahip olduğuna dair kanıtlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Bu sabunlar zararlı bakterilerin yanında iyi bakterileri de öldürüyorlar ve kullanılan bazı ilaçların vücuttaki etkisini de azaltıyorlar. FDA, bu sabunların kullanılmamasını tavsiye ediyor bu konuda FDA’nın şu raporunu okuyabilirsiniz. Doktorlar, antiviral ürünlerin, antibakteriyel sabunlardan farklı prensipte olduğunu ancak yine de bu ürünlerin ne gibi yan etkileri olacağının hala bilinmediğini belirtiyor.

Prof. Dr. Mark Shrime, markaların, insanların korkularını kullandığını ve faydası belli olmayan antiviral ürünleri yüksek fiyattan satabildiğini belirtiyor. Bu konuda ellerinizi yıkamak ve maske takmak gibi basit eylemlerin, antiviral ürünler almaktan çok daha kolay ve faydalı olduğunu söylüyor.

Henüz ülkemizde bu gibi ürünlerin olduğunu görmesek de, Avrupa’ya yayılan bu satış stratejisinin bize ulaşması çok uzak olmayacaktır. Ünlü markaların antiviral ürünler çıkarmaya başladığını görürseniz, en azından onlara karşı yaklaşımınızı artık şekillendirebilirsiniz.