Ataç Operasyonu, Amerika’da çalışan Nazi bilim adamları

Ataç Operasyonu, Amerika'da çalışan Nazi bilim adamları
Ataç Operasyonu, Amerika'da çalışan Nazi bilim adamları

Ataç Operasyonu ile önde gelen Alman bilim adamları Amerika’ya kaçırıldı. Amerikan laboratuvarlarında çalışan 1600 Nazi bilim adamının kayıtları, Soğuk Savaş döneminde Sovyetlere karşı destek verebilmeleri için silinmiş.

II. Dünya Savaşı’nın hemen ardından, Müttefikler, Hitler hükümdarlığının sona erdirilmesindeki rollerinden dolayı geniş çapta saygı görüyorlardı. Ancak Müttefik güçlerin onlarca yıldır gizli tutulan tartışmalı kararları da vardı. 1600 Nazi bilim insanını, araştırma görevleri için Amerika Birleşik Devletleri’ne kaçırma projesi olan ‘Ataç Operasyonu’ birçok kesimin tepkisini çekti.

Savaşın sonunda Müttefikler, Sovyetler Birliği’nin eline geçebilecek Alman istihbaratını ve teknolojisini toplamak için yarış halindeydiler. ABD, Ruslara karşı laboratuvarlarında çalışabilmeleri için bir miktar Nazi bilim adamına dokunulmazlık vererek savaş suçlarının üzerini örttü.

Apollo 11’in Ay’a inişi gibi dönüm noktalarından bu bilim adamları sorumlu olsalar da, Amerika siyasi bir avantaj karşılığında savaş suçlularını affetme kararında haklı mıydı?

Osenberg Listesi

1943 yılında Nazi Almanyası savaşta stratejik bir teknolojik savunma programı geliştirmek için Kuzey Almanya’da toplandı. Savunma Araştırma Kurumu başkanı Werner Osenberg, kapsamlı bir liste oluşturarak hangi bilim adamlarının işe alınacağını belirlemekten sorumluydu. Osenberg listesi genellikle biyolojik silah programını faaliyete geçirebilecek kişilerden oluşuyordu. Annie Jacobsen’in 2014’te yayımladığı Operation Paperclip adlı kitabına göre, ABD bu programdan haberdar olmasının ardından, bu silahları ele geçirmeyi amaçladı. 1945’te Müttefikler Avrupa’daki toprakları geri almaya başladığında, aynı zamanda Alman teknolojisine kendileri için el koyuyorlardı. O yılın Mart ayında, bir Polonyalı laboratuvar teknisyeni Bonn Üniversitesinde Osenberg Listesi’nin parçalarını ABD istihbaratına teslim etti.

Başlangıçta ABD sadece Osenberg Listesi’nde bulunan bilim adamlarını ele geçirip sorgulamak istiyordu. Ancak ABD, Nazi teknolojisinin kapsamını keşfettikçe bu plan hızla değişti. Bunun yerine, bu adamları ve ailelerini Amerikan hükümeti için araştırmalarına devam etmeleri için toplayacak ve işe alacaklardı.

22 Mayıs 1945’te Müttefik birlikleri, bilim insanlarının bulunduğu Peenemünde’yi işgal etti ve orada çalışmakta olan insanları, dünyanın ilk uzun menzilli güdümlü balistik füzesi olan V-2 roketiyle ele geçirdi.

Peenemünde kentinde bir V-2 roket testi

Yeni kurulan bir Ortak İstihbarat Hedefleri Ajansı (JIOA) ve sonunda CIA olarak yeniden isimlendirilen Stratejik Hizmetler Ofisi (OSS), artık resmi olarak Ataç Operasyonunu eyleme geçirmekten sorumluydu. Bununla birlikte, dönemin başkanı Truman projeye onay vermesine rağmen, programın herhangi bir belgelenmiş Nazinin işe alınmayacağını da emretmişti. Ancak JIOA, Osenberg Listesinden istedikleri birçok erkeğin Nazi sempatizanı olduğunu anladığında, yasayı aşmanın bir yolunu buldular.

Projenin arkasındaki Naziler

Bu nedenle JIOA, herhangi bir araştırmacıyı ABD’ye getirmeden önce incelememeyi seçti. Ayrıca suçlayıcı kanıtları kayıtlarından akladılar ve sildiler.

Ataç Operasyonu kapsamında işe alınan bilim adamları arasında, Buchenwald toplama kampındaki tutukluları roket programı üzerinde çalışmaya zorlayan önde gelen Alman roket bilimcisi Wernher von Braun da vardı. Birçoğu aşırı çalışma veya açlıktan öldü, ancak Braun Nasa’nın Marshall Uzay Uçuş Merkezi’nin yöneticisi olmaya devam edecekti.

Wernher von Braun

1945’te Amerika’ya vardığında von Braun, Teksas’ta ABD Ordusunda roket bilim üzerinde çalıştı.Orada, birkaç V-2 test uçuşunun başlatılmasını denetledi. Von Braun, Amerika’nın uzay yarışını kazanma çabasının bir parçası olarak, 1960 yılında Nasa’ya transfer edildi. Nasa’nın ilk uydularını 20 Temmuz 1969’da yörüngeye fırlatmasına yardım etti. Bu noktada, ABD yetkilileri tarafından paha biçilmez bir akıl olarak kabul edilmiş, hatta Ford yönetimi sırasında Başkanlık Özgürlük Madalyası ile ödüllendirildi. Ancak kıdemli bir danışmanın itirazı sonucu Ford bu kararını değiştirmek durumunda kaldı. Savaş suçlusu bir Nazi olan Von Braun, 1977’de pankreas kanserinden ölene kadar Amerika’da huzur içinde yaşadı.

Marshall Uzay Uçuş Merkezi’ndeki neredeyse en önemli departman eski Nazilerle doluydu. Nazi Almanya’sının eski bir SS üyesi olan Kurt Debus, artık Kennedy Uzay Merkezi olarak bilinen fırlatma alanını yönetti. Adolf Hitler’in en sevdiği kimyager, Otto Ambros gibi başkaları da Amerika’nın uzay keşif çabası için affedildi. Otto Ambros daha sonra ABD Enerji Bakanlığı’nda bile çalıştı.

Ataç Operasyonu ardından

Ataç Operasyonu’nun geçmişi çoğunlukla bilinmemektedir, ancak konuyla ilgili en güncel ve bilgilendirici çalışma Annie Jacobsen’in 2014 kitabıdır. Geçen yüzyılın ikinci yarısında, gazeteciler Ataç Operasyonu hakkında daha fazla şey keşfetmeye başladılar, ancak belgeleme çalışmaları çoğu zaman davalarla engellendi. Birkaç istek nihayet yerine getirildiğinde sayısız belge eksikti.

JIOA’nın geçmiş kayıtlarını sildikleri Alman araştırmacıların çoğu, daha sonra Ruslara karşı kullanılmak üzere bir zihin kontrol ilacı üretmek için CIA tarafından desteklenen gizli bir program olan MK Ultra’ya aktarıldı. 2005 yılında, Bill Clinton tarafından kurulan Kurumlar Arası Çalışma Grubu, Kongre’ye sunduğu son raporunda, ”onların (ABD ordusu ve CIA) yalnızca birkaç ‘çürük elma’ kullandıkları fikrinin yeni belgelere dayanmayacağını” belirledi.

Nazi direktörü Kurt H. Debus (sağda), Fransa Cumhurbaşkanı George Pompidou’yu (ortada) 1970’te Kennedy Uzay Merkezi’ni gezdiriyor.

Soğuk Savaş tehdidi, bazı Amerikan güçlerini Nazi bilim adamlarına merhamet göstermenin kabul edilebilir olduğuna ikna etmiş olabilir, ancak Ataç Operasyonu aslında Amerikan tarihinin en büyük kusurlarından biri miydi? Yoksa ilerleme adına verilmesi gereken zor bir karar mıydı?