Hasan Sabbah ve Nizari İsmaili Devleti

Hasan Sabbah ve Nizari İsmaili Devleti
Hasan Sabbah ve Nizari İsmaili Devleti

”Suikastçı” kelimesi, Hasan Sabbah ‘ın kurduğu Nizari İsmaili Devleti’nde fedai grubu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Kelimenin gerçek kökenleri, tarihçiler ve daha yakın zamanda arkeologlar arasında yüzyıllardır tartışılıyor ve bir teoriye göre, ”suikastçı”nın kökünün esrar kullananlar anlamına gelen ”hashshashin”den geldiği yönünde.

Hashshan teriminin ilk bilinen kullanımı, Fatımi halifesi el-Emir’in, İsmaililerin Suriye koluna aşağılayıcı bir atıfla kullandığı 1122 yılına kadar uzanmaktadır.

Hashshan teriminin Avrupa çapında yayılması, uzak dağ kalelerinde gizlenmiş, savaşçı bir mezhep hakkında korkunç ve heyecan verici hikayeler anlatan Avrupalı Haçlılar yoluyla kolaylaştı.

Hasan Sabbah kimdir?

Nizari İsmaili Devleti, Hasan-ı Sabbah tarafından kuruldu, Sabbah, İran’ın Kum şehrinde 1050’de Twelver Shi’ah ailesinde doğan bir misyonerdi. Hayatının erken dönemlerinde metafizik konulara büyük bir ilgi duydu ve el falı, diller, felsefe, astronomi ve matematik alanlarında yetenekli bir öğrenciydi.

Sabbah’ın hayatının çoğu spekülasyondur veya üçüncü taraf kaynaklar tarafından yazılmıştır, ancak biyografi yazarı Rashid-al-din Hamadi, Hasan Sabbah ‘ın misyoner olmak için çalışmalarına devam ettiği 30 Ağustos 1078’de Mısır’a gelişini kaydeder.

Abdülmelik b. Attaş, 1072’de Hasan Sabbah ‘ı İran’da İsmaili misyonerliği yapması için teşkilata dahil etti.

Sabbah, İran’ı kapsamlı bir şekilde gezdi, dini liderlerle tartıştı, öğretileri ve doktrini aracılığıyla kalabalıkları kendine inandırdı. Yolculukları, görevine rehberlik edecek bir üs arayışı için onu Hazar Denizi kıyılarına ve Rudbar bölgesindeki Alborz dağlarına kadar götürdü.

1090 civarında, Sabbah ve müridleri bir sızma stratejisi aracılığıyla Alamut kalesini ele geçirdiler. Şimdi bölgede yerleşik bir dayanağı olan Sabbah, Rudbar’daki daha fazla kaleyi ele geçirerek ve stratejik noktalarda yeni kaleler inşa ederek etkisini genişletti.

Topraklarının bu hızlı genişlemesi fark edildi ve Alamut kısa süre sonra Büyük Selçuklu Devleti tarafından kuşatıldı. Bu kuşatma uzun sürecek Selçuklu – İsmaili çatışmalarının başlangıcı oldu. Alamut kuşatmasının üzerinden henüz iki yıl geçmeden Hasan Sabbah ve fedaileri, Quhistan bölgesi boyunca birkaç kasabayı ele geçirdiler. Bu, Büyük Selçuklu Devleti’nin ortasında kurulacak bağımsız bir Nizari devletinin temelini oluşturacaktı.

Suikast Stratejisi

1092’de Büyük Selçuklu Devleti, hem Rudbar’da hem de Quhistan’da İsmaililere karşı büyük seferler düzenledi. Bu çatışmalar Selçuklu Veziri Nizamülmülk’ün, Sufi kılığında bir Nizari savaşçısı tarafından öldürülmesi ve ardından haftalar sonra Sultan Melikşah’ın ölümüyle aniden durdu.

Bu kargaşa, Sabbah’ın gücünü pekiştirmesine izin verdi. İsmaililer, Alamut’un batısındaki stratejik Lamasar Kalesini ve Damgan yakınlarındaki Girdkuh kalesini ayrıca Kuzistan ile Fars arasındaki sınır bölgesi Arrajan’ı ele geçirdi.

Hasan Sabbah, Selçuklu saltanatının siyasi ve askeri gücünü azaltmak için bir strateji tasarladı. Önde gelen Selçuklu isimlerinin evlerine sızacak ve onlara suikast düzenleyecek bir suikastçı ağı kurdu. Bu öldürme stratejisi, kendilerinden önceki birçokları ve çağdaşları tarafından benimsenmiş olsa da, kısa süre sonra Nizari İsmaililerle özdeşleşti.

Moğol İstilası

Moğol savaş ağası Güyük Han (1206-248) döneminde Moğolların genişleme planı, İslam Devletleri tarafından engelliyordu. O zamanlar Nizari İsmaili Devleti, elliden fazla kaleden oluşuyor ve Moğol ilerlemesine önemli bir engel teşkil ediyordu.

Mevcut Nizari İsmaili İmamı Al-Din Muhammed, 1238’de Abbasi halifesi el-Mustansir’e katıldı. İngiltere ve Fransa’nın hükümdarlarına Moğol işgalcilerine karşı bir Hristiyan-Müslüman ittifakında birleşmeleri çağrısında bulunuldu, ancak destek istekleri reddedildi.

Nizari İsmaililere ilk Moğol saldırısı, Quhistani kalelerinin çoğunun kaybedildiği 1253’te gerçekleşti. Moğollar sonunda 15 Aralık 1256’da Alamut’u kuşatarak kaleyi ele geçirdi. 1275’te Nizari İsmaililer Alamut kalesini yeniden ele geçirseler de ellerinde birkaç ay tutabildiler. Sonunda Moğollar tarafından dağıtıldı ve siyasi güçleri sonsuza dek yok edildi.

Nizari İsmaili Mirası

Dağılan İsmaili Devleti’nin suikastçıları Suriye dahil çeşitli bölgelere dağıldı. Tarihçi Yakut al-Hamawi, Macaristan Krallığı’nda 10. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar yaşayan bir grup Nizari’nin Macaristan Krallığı tarafından paralı asker olarak kullanıldığını öne sürüyor.

İsmaili Araştırmaları Enstitüsü, Nizari İsmaili Devleti suikastçılarının, ”Yıllar içinde detaylandırıldığını ve efsanenin Marco Polo’nun açıklamasında doruğa çıktığını, ”Dağın Yaşlı Adamı” olarak nitelendirilen Nizari liderinin, esrar ve gizli bir cennet bahçesi kullanarak adanmışların davranışlarını kontrol ettiğini gösteriyor. Bu hikayeler o kadar etkiliydi ki, ‘suikastçı’ kelimesi Avrupa dillerinde katil için ortak bir isim olarak girdi ve Nizari İsmaililer sadece popüler mitolojide değil, Batı biliminde de korkunç bir suikastçılar düzeni olarak tasvir edildi”

Popüler kültürde, Nizari İsmaililer, gerçek dünyadaki tarihi olaylar ve figürlerle iç içe geçmiş tarihi bir kurgu oyunu olan Assassin’s Creed için tartışmasız ilham kaynağı oldu.