İnsan anatomisi üzerinde bilinen en eski çalışma!

İnsan anatomisi üzerinde bilinen en eski çalışma!

Arkeologların bulduğu ipek üzerine yazılmış metin, Çin’de akupunkturun gelişmesine yol açan ve insan anatomisi üzerinde yapılan en eski çalışma olabilir.

Arkeologlar, dünyanın dört bir yanındaki antik mezarları kazarak birçok beklenmedik nesneyi ortaya çıkardılar. 2017 yılında, 2200 yıllık Çin mezarının bulunduğu yeri inceleyen araştırmacılar yalnızca insan kalıntıları bulmakla kalmadı. Araştırmacılar, insan anatomisi üzerinde bilinen en eski çalışma çizelgesini de buldular.

LiveScience dergisine göre, güney-orta Çin’deki Mawangdui bölgesindeki mezarların içinde ipek üzerine yazılmış Çince bir metin bulundu.

Mezarlar Marquis Dai ve ailesine aitti. Marki’nin eşi Xin Zhui’nin cesedi Lady Dai olarak da biliniyor ve dünyanın en iyi korunmuş mumyalarından biri.

Bu ailenin mezarları yeni çalışmanın odak noktasını oluşturdu. Mawangdui tıbbi el yazmaları olarak bilinen en erken anatomik açıklamaları içinde bulunduran metin, eski Çin dilinde yazıldığı ve 2200 yıllık olduğu için içeriğini ortaya çıkarmakta oldukça zorlu oluyor.

Eski Çince metnin içerisinde ‘meridyen’ terimi kullanılıyor. Araştırmacılar, ”meridyeni” vücudun farklı bölgelerine uzanan büyük bir kan damarı olarak yorumluyorlar. Meridyen terimi, Çin kültüründe vücut içindeki kan akışının düzenlenmesine odaklanan geleneksel bir tıbbi tedavi olan akupunkturla ilişkilendiriliyor.

Bulunan metnin bir satırında, ”avuç içi merkezinde bulunan, iki kemik arasından ön kol ve tendonlar boyunca düz ilerleyen, sinüsün altından pazıya, oradan da koltuk altına giden bir meridyen, ulnar arterin yolunu izleyerek kalbe bağlanır” yazmakta.

Metnin başka bir kısmı, ayak başparmağından başlayan, bacak ve uyluğun medial yüzeyi boyunca uzanan bir ”meridyeni” tanımlıyor. ”Ayak bileği, diz ve uylukta bağlanır. Uyluğun addüktörleri boyunca hareket eder ve karnı kaplar.” Metinde geçen bu anlatım, safen damarın konumuyla benzeşiyor.

Araştırmanın yapıldığı mezar

Bulunan metin insan anatomisi çalışmalarına ışık tutuyor

Bulgular iki nedenden dolayı dikkat çekicidir. İlk olarak, M.Ö. 206 ile M.S. 220 yılları arasında Han Hanedanlığı’na uzanan mezarların yaşı göz önüne alındığında, metinler şüphesiz dünyadaki insan anatomisi hakkında bilgi veren en eski tıbbi çalışmalardır.

Bulunan belgede belirtildiği gibi, Çince metin ”eski Çin’deki öğrenciler ve tıp uygulayıcıları için insan vücudunun kısa bir tanımını sağlamak adına tasarlanmış, hayatta kalan en eski anatomik atlası temsil ediyor.”

Bundan önce, insan anatomisi hakkında en eski yazılı tıbbi metnin Yunanistan’dan geldiğine inanılıyordu. Tarihçiler, Han Hanedanlığı döneminden bir süre önce yaşamış olan Herophilus ve Erasistratus gibi antik Yunan hekimlerinin muhtemelen bu tür eski tıbbi metinleri yazdığına inanıyorlardı.

Ancak bu metinlerin kaybolduğu ve yalnızca diğer eski yazarların onlar hakkında yapmış oldukları çalışmaların kaldığı bilinmektedir. Bu antik Yunan metinlerinin gerçekliği asla kanıtlanamamıştır.

Öte yandan, bulunan tıbbi metnin aynı zamanda ”akupunkturun anatomisi” için bilimsel bir temel olmadığı şeklindeki uzun süredir devam eden efsaneyi de çürütmektedir. Tıbbi metin, eski uygulamalarla bariz bağlantıları yansıtıyor ve akupunktur hakkında o dönemin doktorlarının insan vücudunu gözlemleyerek çalıştıklarına dair kanıtlar sunuyor.

Keşfedilen antik metinlerin kimin bedenine dayandığı belli değil, ancak araştırmacılar anatomik çalışmaların muhtemelen suçluların cesetleri üzerinde yapıldığından şüpheleniyorlar.

Araştırmacılar, yapılan bu keşfin tıpta Avrupa merkezi bakış açısını değiştireceğini de vurguluyor. Geçmişte yapılan araştırmalar, genellikle tıbbi çalışmaların batı kaynaklı gelişmeler gösterdiğini vurguluyordu. Ancak batılı olmayan kültürleri araştırma konusu genellikle göz ardı ediliyordu.

Özellikle Çin, Cun Zhen Tu’nun Anatomik Hakikat Atlası ve MS 960’da yaşamış Song hanedanından Ou Xifan Wuy Zang Tu’nun Anatomik Çizimleri gibi yüzlerce yıl öncesine dayanan uzun bir tıbbi araştırmalar geçmişine sahip.

Eski Çin tıbbına ışık tutan bu yeni çalışma ile, belki de doğunun zengin tıbbi araştırma tarihi nihayet hak ettiği değeri alacak.