Osmanlı’dan Sırplara kalan acı dolu bir miras Kelle Kulesi

Osmanlı'dan Sırplara kalan acı dolu bir miras Kelle Kulesi
Osmanlı'dan Sırplara kalan acı dolu bir miras Kelle Kulesi

Kelle Kulesi, 31 Mayıs 1809’da yapılan Çegar Muhaberesi’nden sonra Osmanlı İmparatorluğu askerleri tarafından inşa edilmiş insan kafataslarının gömülü olduğu bir taş anıttır.

Sırp İsyancılar ile Osmanlı güçleri arasında Sırbistan’ın Niş şehri yakınlarındaki Çegar tepesinde gerçekleşen savaşta, Birinci Sırp Ayaklanması kanlı bir şekilde bastırıldı.

Savaştan önce Sırp İsyancılar, Osmanlı’nın Niş kalesindeki taburunu teslim olmaya zorlamak için kaleyi kuşattılar. Osmanlılar Rumeli’den 20 bin takviye bekliyordu bu süreyi isyancılarla müzakere yaparak geçirdiler.

Rumeli’den gelen takviye kuvvetlerle Osmanlı birlikleri büyük bir güç oluşturarak Sırpların üzerine yürümeye başladı. Sırp isyancılar Niş’in birkaç kilometre kuzeydoğusundaki Çegar tepelerine çekildi ancak Osmanlı birlikleri isyancıları takibi sürdürüyordu.

Sırp İsyancılara Çegar tepesine hendek kazdıran Stevan Sindzeliç, emrindeki askerlerle Osmanlıları burada beklemeye başladı. Bütün gün süren şiddetli göğüs göğüse çarpılmalar her iki tarafta da binlerce kayıpla sonuçlandı ve Sırp İsyancılar yenilerek Deligrad kasabasına geri çekilmek zorunda kaldı.

Direnişin sembolü Kelle Kulesi

Savaşın ardından, Osmanlı ordusunun kumandanı Hurşid Paşa, bölgedeki isyancı gruplara uyarı olması için, Sırp ölülerinin kafalarını toplattı ve derilerini soydurdu. Kafatasları samanla doldurup, zaferi kutlamak için İstanbul’daki İmparatorluk Sarayında bulunan Osmanlı Padişahı II. Mahmud’a gönderildi.

Kafatasları daha sonra Niş’e iade edildi ve kafataslarından 4,5 metre yüksekliğindeki Kelle Kulesi inşa edildi. 950’den fazla kafatasının bulunduğu bu kule tüm bölgeye açık bir mesaj veriyordu.

Osmanlı'dan Sırplara kalan acı dolu bir miras Kelle Kulesi

Niş’teki Osmanlı yönetiminin son yıllarında, Vali Midhat Paşa, kulenin yerel halk arasında nefreti beslediğini ve artık isyancıların cesaretini kırmanın etkili bir yolu olmadığı düşüncesi ile kafataslarının kaldırılmasını emretti.

Osmanlı’nın 1878’de çekilmesiyle, Sırp Kraliyet Ordusu kasabada kayıp kafataslarını aradı, yakınlarda gömülü ve bir tanesi de kule duvarlarının derinliklerine gömülü bulundu. Kule, Sırp direnişinin bir anıtı haline geldi ve düşen ölüleri onurlandırmak için üzerinde bir haç bulunan çatı ile kapatıldı.

Bunu 1892’de kulenin etrafına, şimdi kule duvarlarına gömülü kafataslarının 58’ini içeren bir şapel inşası izledi. 1948’de Kelle Kulesi ve onu çevreleyen şapel ‘Olağanüstü Öneme Sahip Kültür Anıtları’ olarak ilan edildi. Sırp hac yeri olarak Sırbistan Sosyalist Cumhuriyeti’nin koruması altına alındı.