Töreleri ve tarihleri ile Anadolu’da iz bırakan Eşkıyalar -1

Töreleri ve tarihleri ile Anadolu'da iz bırakan Eşkıyalar -1

Hukuki ve tarihsel açıdan baktığımızda toplumu anmak için romantizme maruz kalan iki tür suçlu vardır. Kabadayılar ve eşkıyalar. Bazıları türkü ve halk masallarında, bir kısmı ise polis ve jandarma arşivlerinde geçiyor. Adları gazete dizilerinde, anılarda ve romanlarda geçiyor.

Bu yazıda artık isimleri pek bilinmeyen eşkıyaları anlatacağız. Adetlerine bakacağız ve masalsı bir şekilde anlatılan yaşantılarına konuk olacağız. Tarih ve edebiyat alanındaki eşkıyalar hakkında çeşitli anlatıları inceleyeceğiz. “Hangisi doğru?” Sorusunun cevabını arayacağız.

Türküler ve kitaplarla eşkıyalar

Zamanımızda, eşkıyaların kahramanlık ruhu ve cesareti, toplum tarafından ön plana çıkartılıyor. Ancak tarih ve sosyal bilimler söz konusu olduğunda, gerçek yönlerini, onları nesnel olarak gözlemleyen insanların anlatılarından göreceğiz, aslında eşkıyalar sonradan bulundukları mertebeye getirilmiş olabilirler.

Örneğin Yaşar Kemal’in kaleminden İnce Memed‘i, Çakırcalı Mehmet Efe‘yi okuduğunuzda hayranlığınız artabilir. Ancak Kemal Tahir’in kaleminden Rahmet Yolları Kesti‘yi okursanız rahatsız edici eşkıya tiplemelerine rastlarsınız.

“Rahmet Yolları Kesti” romanında eşkıyaların düşünülenden farklı olduğu anlatılır. Bu romandan esinlenerek başrollerinde İlyas Salman ve Şener Şen’in oynadığı “Erkek Güzeli Sefil Bilo” filmi çekilir. “Yorgun Savaşı” romanının teması Kuvay-ı Milliye’ye katılan bir subay olsa da yan karakterler ve konuşmalarla eşkıyalardan bahsedilir. Süvari getiren aşiretler ve oba beylerinden bahsedilir. Yapılacak mücadele bu adamların elde tutulmasına bağlıdır. Romanda “İşimiz işte bu Çakırcalı takımına kaldı!” deniyor

Yaşar Kemal’in romanları ise hikayelerini insanların gözlerinden anlatır. Çukurova’nın köylülerini, dağcılarını, göçebelerini, beylerini ve silahlı adamlarını destansı bir şekilde anlatıyor. Edebiyatta eşkıya sorununa yaklaşımında bir ikilem olduğu görülmektedir.

Eşkıyalar haydut mu yoksa kahraman mı?

İnsanların sözlü tarih kayıtlarına bakıldığında, türkülerde de böyle bir ikilem var. “Efelerin içinden Yörük Ali’yi seçtin mi?”, “Kerimoğlu duvardan atladı, silahların beşi birden patladı” gibi övgüye değer türküler var. Eşkıyaları anlatırken Efelere değinmeden geçilmeyeceğini belirtmek gerekiyor. Bu iki grup teşkilatlanma olarak birbirlerine benzemektedir. En azından sosyal temeli ve oluşum nedenleri hemen hemen aynı.

Tüm övgü ve destan havasına rağmen hala halkın zulmüne atıfta bulunan bazı türküler var. “Sille’den gece geçtim, görmedim annem, efeler içmiş sarhoş olmuş annem”, “Amanın efeler öldürmen beni, güzelde Cemilem’in hatırına soldurman beni” türküleri gibi. Ama çoğunlukla türküler kahramanlıklarını anlatır, en azından edebiyatta o şekilde söz edilir.

Halkın gözünde kendilerine “ilişmeyen”, köylüleri ağaya karşı koruyan ve harama göz dikmeyen eşkıyalar köylüler tarafından beslenir ve saklanır. Yaşarken köylü onu ele vermez, öldüğünde ise adı türkülerle ağıtlarla yaşatılır.

Bu durumun eleştirisi, Kemal Sunal’ın eşkıyalık konusunu işlediği “Salako” filminde görülebilir. Bu bir komedi filmi ama Ağa ile eşkıyalar arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Halkın söylentiler ve türkülerle bir insanı belli bir mertebeye çıkarmasını ve eşkıyaya dönüşmesini anlatır.

En güzel anlatımı, filmin sonunda Urfalı Babi’nin oynadığı ozan karakteri yapıyor. “Bu millet yıllarca olur olmaz adamlardan medet umdu. Hamido destanı, Salako destanı!” diyerek halkın acizliğini ve toplumun cahilliğini gözler önüne seriyor.

Eşkıya kavramı

Eşkıyalar aslında bir tür kaçaktır. Örneğin “Halil İbrahim” türküsü bir kaçakçı için yakıldı. Eşkıya kanunları çiğner ve kaçar. Bu kaçak kişi efe, zeybek de olabilir. İç Anadolu’da ”ayıngacı” , Ege’de ”kaçakçı” denilen, tütün kaçakçılarının bazılarının da arkasından türküler yakılmıştır. Meşhur Çökertme türküsündeki bahsi geçen Halil’in bir efe olduğu söylense de, aslında tütün kaçakçısıdır ve sevdiğiyle kaçarken öldürülmesi üzerine bu türkü yakılır.

Bu insanlara yasa dışı olan kanun kaçağı diyoruz. Zaman zaman yaptıklarıyla insanların gözünde değer kazanıyor ve türkülerde bahsediliyor. Aynı toplumun hatırası olan türkülerin de karanlık yüzü vardır. Bazıları unutuldu ve sadece mahkeme kayıtlarında tutuldu, ancak bazı dönemlerde gazetelerde hikayelerini anlatanlar da olmuştur.

Efelerle ilgili yaptığımız okumalarda bunların “yatak” dedikleri sistemlerine rastlanıyor. Daha çok dağ köylerine ve Yörük kamplarında barınıyorlar. Köylüleri koruma karşılığında köylüler de onları koruyorlar. Eşkıyaların ve efelerin tek kuralı “yatak tutmak” olmuştur. Yatak tutmayan veya elinden kaybedenin dağda uzun süre yaşayamayacağına inanıyorlar. Yatak tutmuş ve adından söz ettirmiş eşkıyaların hikayelerine baktığımızda, Halit Çapkın’ın 60’lı yıllarda röportaj için dağlarda gezen Koçero’nun peşine düştüğü yazısına bakabiliriz.

8 Eylül 2005 Perşembe günü Takwim gazetesinde yazdığı “Eşkıya” başlığı adeta bir dönemin hatırasıdır. Ertesi gün 9 Eylül 2005 tarihli Takvim gazetesinde yer alan “Göçen adam Koçero” başlıklı yazısında gerçekleştiremediği bir röportaj girişimini anlattı, ancak önceki dönemin eşkıyaları hakkında yazmaya devam etti.

Halit Çapkın’ın yazısından şunu çıkarabiliriz. Harama uçkur çözmeyen eşkıya kısmına halk tarafından saygı duyuluyordu. Halit Çapın sorunu yerel olarak anlatıyor. Harhurlu Haco, Tilki Selim, Davudo, Mamudo, Yezidi Mirzo ve Arnema gibi eşkıyaların isimlerinden bahsediyor, ardından bunların halk tarafından desteklenmediğini çünkü hesap yapmadan insanları öldürebilecekleri için kabul edilmediklerini belirtiyor.

Öte yandan Koçero’yu bunlardan ayırıyor. O harama uçkur çözmez, gerekmedikçe öldürmezmiş, bu nedenle insanlar onun kabul edilebilir olduğunu düşüyor ve kolluyorlardı.

(Halit Çapın, “Eşkıya”, Takvim Gazetesi, 8.9.2005; Halit Çapın, “Göçen adam: Koçero”, Takvim Gazetesi, 9.9.2005).

Sonraki yazımızda eşkıyaların törelerine ve teamüllerine değineceğiz. Onları eşkıyalığa iten süreci ve toplumun nezdinde neden bir gereklilik olduğu konularına bakacağız. Uyguladıkları saldırı ve kaçış taktiklerini anlatacak, eşkıyalığın ortadan kalkma sürecine tanıklık edeceğiz.